CHAPTER


DOI :10.26650/B/SS19.2024.012.006   IUP :10.26650/B/SS19.2024.012.006    Full Text (PDF)

Iron and Steel Industry in the 100th Anniversary of the Republic of Türki̇ye

Mesut Doğan

After the industrial revolution, the world has undergone a great change, and economic events, political conflicts, and wars have become concrete steps in the struggle for existence. In this process, countries have sought to benefit from the resources of other countries while using their own resources on the one hand. Especially the developed countries’ efforts to create their power in this way, as well as the search for raw materials, their processing, and then  selling their products in the domestic and foreign markets, have led them to come to the fore in terms of economy. The iron and steel industry, which stands out in industrial activities, has an important share in the industrialization of countries. The countries that started the industrial revolution and caught a rapid development process, while proving their existence in every field, also came to the fore in the world in terms of political, military, economic, and cultural. Iron, especially for military purposes, protection motive, and cutting tools were used in the BC. It is estimated that it was used in the form of spears and blades around 4000 BC. The use of iron and later steel, which has been used for about 6,000 years, has created a great change in the world. After the proclamation of the Republic, the State of Türkiye made large investments in every field with its power and the industry got its share from it. Especially in line with the development goal, plans and projects have been made for economic activities such as agriculture and industry, policies have been produced and the investment process has started. Among many industrial investments, the iron and steel sector has also come to the fore. While the foundations of iron and steel investments were laid in the first 10 years, Karabük (1939), the first facility of heavy industry, and in the following period, Ereğli (1965) and İskenderun (1975) iron and steel factories came into operation and started production.


DOI :10.26650/B/SS19.2024.012.006   IUP :10.26650/B/SS19.2024.012.006    Full Text (PDF)

Türki̇ye Cumhuri̇yeti̇’ni̇n 100. Yılında Demi̇r Çeli̇k Sanayi̇

Mesut Doğan

Sanayi devrimi sonrası dünya, büyük bir değişim içine girmiş, ekonomik olaylar, siyasi çekişmeler, savaşlar var olma mücadelesinin somut adımları olmuştur. Bu süreçte ülkeler, bir taraftan kendi öz kaynaklarını kullanırken diğer taraftan da başka ülkelerin kaynaklarından faydalanma yoluna gitmişlerdir. Özellikle gelişmiş ülkelerin, güçlerini bu şekilde yaratmaya çalışması aynı zamanda hammadde arayışı, bunların işlenmesi, sonrasında ürünlerini iç ve dış pazarda satması ekonomik bakımdan öne çıkmalarına neden olmuştur. Sanayi faaliyetlerinde öne çıkan demir çelik sanayi, ülkelerin sanayileşmesi anlamında önemli bir paya sahiptir. Sanayi devrimini başlatan ve hızlı bir şekilde gelişme süreci yakalayan ülkeler, her alanda varlığını ispatlarken dünyada siyasi, askeri, ekonomik ve kültürel bakımdan da öne çıkmışlardır. Demirin, özellikle askeri amaçla, korunma güdüsüyle ve kesici aletler yapımında M.Ö. 4.000 yıllarında mızrak ve bıçak şeklinde kullanıldığı tahmin edilmektedir. Yaklaşık 6.000 yıldır kullanılan demir ve daha sonrasında çelik kullanımı dünyada büyük bir değişim yaratmıştır. Cumhuriyet’in ilanından sonra Türkiye Devleti, her alanda eldeki gücüyle büyük yatırımlar yapmış ve sanayi de bundan nasibini almıştır. Özellikle kalkınma hedefi doğrultusunda hem tarım hem de sanayi gibi ekonomik faaliyetler için plan ve projeler yapılmış, politikalar üretilmiş ve yatırım süreci başlamıştır. Pek çok sanayi yatırımlarının içinde demir çelik sektörü de ön plana çıkmıştır. İlk 10 yıl içinde demir çelik yatırımların temeli atılırken ağır sanayinin ilk tesisi olan Karabük (1939), daha sonraki dönemde ise Ereğli (1965) ve İskenderun (1975) demir çelik fabrikaları devreye girmiş ve üretime başlamıştır.



References



SHARE




Istanbul University Press aims to contribute to the dissemination of ever growing scientific knowledge through publication of high quality scientific journals and books in accordance with the international publishing standards and ethics. Istanbul University Press follows an open access, non-commercial, scholarly publishing.