Sanat Tarihi Yazıları Cumhuriyetimizin 100. Yılına Armağan
Türki̇ye’de Korumanın Kurumsallaşması
Zeynep İnan Ocak, Gülsün TanyeliÜlkemizde koruma alanındaki kurumsallaşma Osmanlı İmparatorluğu’ndan devralınan yapılanma üzerinde temellenirken, koruma eylemlerinin oluşturduğu mekanizma içerisinde denetleme ve düzenleme görevini üstlenencek kurumun kurulması için 1951 yılına kadar beklenilmiştir. Bu tarihte, koruma tarihimiz için önemli bir kırılma noktası olarak Gayrimenkul Eski Eserler Anıtlar Kurulu (GEEAYK) kurulmuştur. Geç tarihli bu kurum, eksikliği üstlenmeye çalışmış İstanbul Muhipleri Cemiyeti ile başlayan tüm oluşumların bütüncül bir hale geldiği, yaklaşık elli yıllık bir deneyimin sonucudur. Bu zamana kadar çokça bahsedilmese de GEEAYK’ın görev ve yetki alanına ulaşıncaya kadar geçen evrimleşme sürecinde, imar etkinlikleri adı altında planlanan anıtların yıkılması istemi, kurumsallaşma yolunda ilerleme kaydeden dürtüleri oluşturmuştur. Avrupa’nın önemli tarihi kentleri ile benzer deneyimleri yaşayan İstanbul’da da sultan yapılarının bile kaybedilebildiği bir yıkım ortamı vardır. 1906 tarihli Asar-ı Atika Nizamnamesi’nin sadece arkeolojik eserleri kapsam altına almış olması anıtların korunması konusunda yasal bir boşluk oluşmasına sebep olmuştur. Bu ortamda, anıtların yıkılması istemine tepki verenler azınlık da olsa ortak bir amaç çevresinde gruplaşmışlardır. Bu grubun içerisinde yer alan Halil Ethem, Efdaleddin Bey, İhtifalci Mehmed Ziya Bey, Celal Esad Arseven gibi dönemin aydınları, İstanbul Muhipleri Cemiyeti’nden GEEAYK’a kadar korumanın kurumsallaşmasını sağlayan oluşumlarda yer almıştır. Entelektüel bakışları ortak paydada birleşmelerini sağlayan farklı meslek grubundan olan bu kişilerin koruma istekleri, tarihe, tarihi yapılara duydukları ilgileri ile açıklanabilir. Ancak 1980’lere kadar kurumsal oluşumlarda bir gelenek olarak entelektüel üye yapılanması sürdürülürken, günümüzde mevcut kurumlarda entelektüel çeşitlilik kaybolur hale gelmiştir. Cumhuriyetin 100. yılında ülkemizde korumada güncel ve bilimsel yaklaşımları izlediğimiz, kurumsallaşmada yakın geçmişinde olduğu gibi akademiden beslenen entelektüel yapılanmaya sahip olması gerekliliğiyle, bu çalışmada yıkımlara tepkilerle doğan koruma cemiyetlerinden günümüze özellikle Cumhuriyetimizin ilk elli yılına odaklanarak, ülkemizde korumanın kurumsallaşması ele alınmaktadır.
Institutionalization of the Conservation in Turkey
Zeynep İnan Ocak, Gülsün TanyeliThe institutionalization in conservation has developed with significant steps and breaking points in its long process. As a crucial point, the High Council for Real Estate Antiquities and Monuments in Turkey (GEEAYK) has particular importance in supervising and regulating conservation efforts, which was a post-1950 formation. Indeed, this council is a holistic composition of previous attempts in Turkey. Remarkably, along the course of evolution, all institutions were involved in the issue of the destruction of monuments. In the 19th century, the sultan’s buildings were demolished for the construction of new roads, arteries, and spaces in the Ottoman lands. Similarly, in historical European cities, the launch of modern urban planning coincided with the rise of conservation consciousness. In this environment, a few intellectuals overreacted to demolishing historical buildings. Thanks to these reactions, people who aimed to preserve monuments gathered and formed many societies, laying the foundation for the institutionalization of conservation. We confront the “Istanbul Muhipleri Cemiyeti” as the oldest society on the path to institutional conservation. The members were not conservation experts or architects but only interested in conservation matters. Its members, Halil Ethem, Efdaleddin Bey, Ziya Bey and Celal Esad Arseven would spearhead the future formations, and their names would be among the members of subsequent organizations. The common characteristic of this group is only being intellectual, and considering the members of GEEAYK, the intellectual diversity was sustained until its code was repealed. Although the High Council for Real Estate Antiquities and Monuments was replaced with the present conservation councils, intellectual diversity has decreased in their constitution with their new formation. Today, we are still experiencing organizational and social conservation problems in our country. As our Republic celebrates its 100th anniversary, the conservation councils should return to an intellectual structure consisting of academics with a majority of relevant experts, particularly in architecture, art history, and archaeology, as they were until the 1980s. This research investigates the process of institutionalizing conservation practices in Turkey, focusing on establishing and evolving institutions formed in reaction to the destruction of historical sites. The study critically examines the decisions and procedures regarding the demolition of monuments.